8 Nisan 2014 Salı

Make a wish on a starfish




Mixed media ve art journal çalışmalarım devam ediyor... Aslında hergün bir tane yapmak istiyorum ama insanın günü gününe uymuyor ne de olsa...



Şu sıralar tığ işine çok sardım. Boyaları da yerli yerlerine kaldırdım. Zira aslında hep masamda açık olurlar. Tabi kimisine bu durum hiç uymaz. Ama ben bir topla bir dağıt tüm konsantrasyonum kaçıyor sonra. Bana acilen bir hobi ve sanat odası lazım. Gelin görün ki evimde öyle bir alan olması çok zor. Bir zamanlar kapalı balkonumu o şekilde düzenlemiştim ama kışın soğuk yazın da çok sıcak olduğundan uygun düşmedi. Salonu mu iptal etsem :P



Gelelim deniz kum güneş üçlüsüne. Tabi bir de benim vazgeçemediğim rüzgar sörfü olayı var. Geçen sene şiddetli bir alerji yaşadığım için denize giremediğim gibi sörf de yapamadım malum :( Bu sene özlemim iki kat arttı tabi. Ama daha denize açılmaya epey zaman var.



Ben yine de yaz modumu takındım güzelce. Daha kışlıkları kaldırmadım, yazlıkları çıkarmadım ama :D deniz temalı her bir şeye saldırır oldum. Birkaç posttur gördüğünüz üzere...

Şimdi bu art journal ve mixed media olayı nedir?

Ben fakülte yıllarımdayken buna eskiz defteri derdik ve kolaj ile karışık ufak tefek eskizler yapardım. Daha sonraları da seyahat günlükleri hazırlamaya başladım. Gittiğim yerlerin fotoğrafları, belki bir giriş bileti ya da oradan aldığım kartpostalları biriktirmeye başladım. Arada sırada da uyguladım ama çok istikrarlı olmadı bir türlü.



Bu sene daha düzenli bir şekilde yapıyorum aslında. Ama yine de istediğim kadar sık olmuyor. Burada önemli olan o günün size çağrıştırdığı şeyi resim, fotoğraf ya da o günden size kalan yapıştırabileceğiniz objelerle çeşitlendirmek. Bu safhada işin içine kolaj giriyor, stencil, stamp, rastgele karalama ya da boyamalar. Ben önceden bir plan yapmıyorum kafamda. Tamamen doğaçlama. En güzeli de bu belki...



Artık mixed media konusunda çok güzel kaynaklar var internette. Arattığınızda sayısız seçenek çıkıyor. youtube'da da çok güzel anlatımlar var eğer şu anda erişebiliyorsanız :/ Harika teknikler anlatıyorlar. Ancak ben kendi tekniğimi kendim keşfetmeyi daha çok seviyorum...

Mesela çalışmaya başlamadan önce kağıda mutlaka bir kat beyaz tutkal sürüyorum ki üzerine vuracağım akrilik boyayı kağıt emmesin. Çeşitli gesso lar da var piyasada ancak daha alıp kullanmak nasip olmadı. Tuval altı dediğimiz astar boyadan da atabilirsiniz. Ancak kalın bir tabaka oluşturur ve kağıdı fazlasıyla ağırlaştırır. Bir diğer tavsiyem ise bu çalışmayı akrilik boya resim defterine yapmanız. Bu defterler sanatsal malzeme satan yerlerde mevcut. Ama..! bence art journal tamamen eldeki malzemelerle yapılmalı. Güzelliği orada.



Bir de bol bol ıvır zıvır toplarım. Kağıda yapıştırdığımda çok ağırlaştırmayacak şeyler. Mesela bu resimde gördüğünüz ağ gibi görünen sarı şey aslında limon filesi :) Tabi böyle topla topla ev biraz gerekli gereksiz ıvır zıvırla doluyor buna razı iseniz :)

Resimde gördüğünüz kağıtlar da geçen gün yaptığım kitap kutudan arta kalanlar. Yani o parça pinçik ufak tefek kağıtları bile atmıyorum hihihi



Tamamen sizin hayal gücünüze kalmış. O anda o nesneyi gördüğünüzde beyninizde bir şimşek çakmalı. Bende öyle oluyor yani :) Eski kitaplarınız, dergilerden kesilmiş resimler, gazete kağıtları çok iş görür. Eski fotoğraflar mesela, sizin ya da ailenizin siyah beyaz sepia fotoğrafları müthiş olur.

Son olarak günlüğünüze yazacak anlamlı bir şeyler bulmalısınız. Mutlaka mesaj niteliği taşımak zorunda değil. Bundan yıllar sonra torunlarınız açıp baktığında o gün ne yaşadığınızı ne hissettiğinizi anlayabilmeli. Tabi kimseyle paylaşmak istemezseniz de o sizin bileceğiniz bir şey...

Şimdi darmadağın olmuş masamı toplamaya gidiyorum. Sizi de hayal gücünüzle baş başa bırakıyorum... :)

6 yorum:

cafemola mola dedi ki...

içindekileri dışa vurmak için güzel bir çalışma gibi geliyor bana. o anda ne hissediyorsan, ne istiyorsan o... bu tarz çalışmalar daha sıkça dikkatimi çeker oldu. bir denemeli mi acaba:)))

Seden Sezer dedi ki...

denemeli denemeliiii :)

ezem ruveyda dedi ki...

mixed media çalışmalarını çok seviyorum belki lazım olur diye çer çöp herşeyi biriktiriyorum bir türlü başlayamasam da, sizin harikalarınızı keyifle seyrediyorum dönüp dönüp bakıyorum vazgeçemediklerimdensiniz...

Esra Akin dedi ki...

Seden hanim cok guzel bir calisma, ellerinize saglik. Gercekten de evdeki,eldeki malzemeyi kullaninca daha bir baska oluyor bu calismalar. Ben yazma konusunda pek iyi degilim, uzun uzun yazamiyorum bazen slpganlara kactigim oluyor. Okadar cok teknik var ki, hayal gucuyle de birlesince sinirsiz bir dunya...

Cihanin Bahcesi dedi ki...

sedencim,,,son paylasimimda ayni derden yakindim biraz
hic bir yere sigamaz oldum..
sonumu iyi gormuyorum:)))))))
alti kisilik bir aileden...geri kalan tek ben
yalniz yasiyorum,,,,,,evimi atolye gibi kullaniyorum
evler eskiye gore kuculdu..
ne anlatmak istedigimi anlatamadim galba,,,
her seyin tadini cikarmaya calis.
zaman su gibi akip gidiyor
opuyorum

Juliette Koc dedi ki...

Hobi odası fikrine kesinlikle katılıyorum Sevgili Seden. Ben de topla dağıt çok karışıyorum.
Çalışmalarının her birinin ayrı güzelliği var. Ellerine sağlık.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...