17 Nisan 2014 Perşembe

before-after bir yengeç iki kabuk 3'lü sehpa...



1994 yılının temmuz ayında evlendim... O zamanlar country mobilya modası yoktu. Tam aksine her şey olabildiğince moderndi. Ama benim istediğim kesinlikle country idi...



Sonunda Anamur'da bir mobilya ustası çizdiğim mobilyaları yapabileceğini söyledi. Yemek masası dışındaki tüm mobilyalarımı da çok güzel yaptı. Sadece yemek masamın üstü ayağa iyi oturmadı. Zaten Rusya'dan kesin dönüş yaptığımızda o masayı ve gereğinden fazla büyük orta sehpayı getirmedim. Keşke getirseydim... Bir hal çaresi bulunurdu elbet...



Hala aynı mobilyaları kullanıyorum. Ne varsa eskilerde var :) Hala büfemi açtığımda mis gibi karaağaç kokuyor. 20 yıl geçti ama onlar eskimedi...



Evlendiğimiz sene dedim ya modern mobilyalar modaydı. Kelebek mobilya siyah keskin hatlı modern mobilyalar yapıyordu. Ama siyah en son düşüneceğim renkti. Yine de üçgen şeklinde iç içe geçen üçlü zigon takıma bayılmıştım. Ben de sehpamı öyle yaptırdım...



Gel zaman git zaman aradan geçti 20 yıl. Artık çam renginden bıktım. Yavaş yavaş mobilyaları yenilemeye çalışıyorum. İlk olarak orta sehpam ile başlamıştım hatırlarsanız: http://tarchintasarim.blogspot.com.tr/2013/06/vintage-posta-kart-sehpam-vintage.html



Dün gece birden estiler... Üçgen sehpalarımı hiç zımparalamadan, astar atmadan boyadım, bant çalıştım. Zımparaladım...



Bugün atölyeden gelir gelmez de çalışmaya başladım, az önce bitti. Bir yengeç iki kabuk akrilik boya ile el boyaması yaptım...



Resmin her türünü seviyorum... İster kağıda ister tuvale ister ahşaba olsun...



Şimdi yatıp dinlenme zamanı.. İyi geceler dünya ;)

13 Nisan 2014 Pazar

Art Journal 13.04.2014 Derinlere açılalım kaptan...


Havalar gittikçe güzelleşiyor lakin deniz olmayan yerde ne yararı var ki... Gideceksin deniz kenarında bir yere çayını söyleyeceksin ya da balık ekmeğini kocaman lokmalarla yutacaksın veya buz gibi biranı yudumlayacaksın, hiç bir şey yoksa tuzlu deniz kokusunuz içine çeke çeke kıyıda yürüyeceksin... Ama Ankara tüm kuraklığı ile sadece toz kokuyor :( Neyse ki evimizin civarı yeşillik, ağaçlık ve güzel. Yine de insan arada farklı bir yere gitmek istiyor.



Biz de üç aile bugün askeri bir sosyal tesise gittik... Güneş altında güzel sıcak da gölgeler bir parça serindi... Şöyle yaz gelse sıcacık kemiklerimize kadar ısınsak...



Şimdi... Perşembe akşamları atölyede Füsun Ürkün'le resim yapıyoruz ya hani... Kızların hepsi kapı, pencere, saksıda çiçekler, dantelli perdeler çalışıyorlar. O kadar güzel şeyler çıkıyor ki görmelisiniz. Meğer hepsinin içinde dışarı çıkmaya hazır bir sanat canavarı varmış. Şaka olarak söylemiyorum, çok ciddiyim. Ben de o pencerelere ve kapılara baka baka kayık resmi çalışıp duruyorum :D Taktım bu sene deniz temasına...



Ama gün geçtikçe birbirinden güzel pencereler, kapılar açılıyor tuvallerde... Benim de canım çekiyor ama istiyorum ki Rusya'da fotoğraflarını çektiğim o güzelim köy evlerinin oymalı çerçeveli pencerelerini bir seri şeklinde yapayım. Dolayısıyla biraz askıya aldım pencere işini. Oldu mu yüzde yüz benden olsun yani. Gittim gördüm çektim çizdim boyadım olayı :)



Ama yukarıdaki resmin fotoğrafını pinterestte görünce dayanamadım. Hem pencere hem kapı hem kayık hahahaha... Yağlıboyasına başladım hemen ama önce hem eskiz çalışması olsun hem de art journal'ımda yerini bulsun diye suluboyasını çalıştım...

Aşağıdaki yağlıboya resim de geçen hafta bitirdiğim kayık resmim. İlki Sera idi bu da tabi ki Sarp :)

12 Nisan 2014 Cumartesi

Çilekli ve böğürtlenli smoothie




Sağlıklı bir sabaha başlamak için yamiii lezzetli bir smoothie :) Tarifi görmek için yukarıdaki resme tık tık...





Bu smoothie işini kızım da ben de çok sevdik. Hem sağlıklı hem lezzetli hem de tatlı ihtiyacımızı bir parça da olsa gideriyor. Kızıma ayrıca fotoğraftaki gibi kavanoza koyuyorum dershaneye giderken yanına alıyor. Bu kavanoz ünlü bir Rus marketinin özel üretimi balın kavanozu. Elisievsky'nin bal kavanozu bu iş için çok uygun ;)





Yukardaki tarif tamamen uydurduğum bir tarif. Bu şekilde sayısız smoothie yapılabilir. İçindeki meyveleri değiştirmeniz yeterli...






Hepinize mutlu bir hafta sonu diliyorummmmmm

10 Nisan 2014 Perşembe

sepet sepet yumurta ;)


Ayaklı olan yumurtaları ne zaman almıştım hatırlamıyorum. En az 10 yılı vardır. Tabi ki Moskova'dan...



Pintereste her girdiğimde easter yani paskalya bayramı ile alakalı bir şeyler çıkıp duruyor karşıma. Çok karşı koysam da sonunda yumurtaları boyamaya karar verdim...



Ayaklı yumurtalar doodle çalışmalarım gibi. Tamamen el boyaması. St.Petersburg marka akrilik boya ve konturlar için siyah ve kahverengi grafik kalemi kullandım. Oldukça eğlenceliydi.



Yumurtalığımdaki yumurtaları da bugün aldım. Yumurtaların renklerini çok sevdim ama asıl sepetim hoşuma gitti. Direk ahşabın üzerine mum eskitme yaptım. Stencil, boya püskürtme ve yağlıboya eskitme de olmazsa olmaz elbette :)


Paskalya bayramına gelince... Bizim bayramımız olmasa da baharı karşıladığı, yumurta, tavşan, sepet gibi sevimli unsurlar barındırdığı ve eğlenceli oyunlarla süslendiği için seviyorum. 20 Nisan pazar paskalya bayramı. birbirinden güzel cıvıl cıvıl ve de soft renklerdeki yumurtaların saklanıp ardından bulunma zamanı... Siz de hayatınızda hep güzellikler bulun...