13 Nisan 2014 Pazar

Art Journal 13.04.2014 Derinlere açılalım kaptan...


Havalar gittikçe güzelleşiyor lakin deniz olmayan yerde ne yararı var ki... Gideceksin deniz kenarında bir yere çayını söyleyeceksin ya da balık ekmeğini kocaman lokmalarla yutacaksın veya buz gibi biranı yudumlayacaksın, hiç bir şey yoksa tuzlu deniz kokusunuz içine çeke çeke kıyıda yürüyeceksin... Ama Ankara tüm kuraklığı ile sadece toz kokuyor :( Neyse ki evimizin civarı yeşillik, ağaçlık ve güzel. Yine de insan arada farklı bir yere gitmek istiyor.



Biz de üç aile bugün askeri bir sosyal tesise gittik... Güneş altında güzel sıcak da gölgeler bir parça serindi... Şöyle yaz gelse sıcacık kemiklerimize kadar ısınsak...



Şimdi... Perşembe akşamları atölyede Füsun Ürkün'le resim yapıyoruz ya hani... Kızların hepsi kapı, pencere, saksıda çiçekler, dantelli perdeler çalışıyorlar. O kadar güzel şeyler çıkıyor ki görmelisiniz. Meğer hepsinin içinde dışarı çıkmaya hazır bir sanat canavarı varmış. Şaka olarak söylemiyorum, çok ciddiyim. Ben de o pencerelere ve kapılara baka baka kayık resmi çalışıp duruyorum :D Taktım bu sene deniz temasına...



Ama gün geçtikçe birbirinden güzel pencereler, kapılar açılıyor tuvallerde... Benim de canım çekiyor ama istiyorum ki Rusya'da fotoğraflarını çektiğim o güzelim köy evlerinin oymalı çerçeveli pencerelerini bir seri şeklinde yapayım. Dolayısıyla biraz askıya aldım pencere işini. Oldu mu yüzde yüz benden olsun yani. Gittim gördüm çektim çizdim boyadım olayı :)



Ama yukarıdaki resmin fotoğrafını pinterestte görünce dayanamadım. Hem pencere hem kapı hem kayık hahahaha... Yağlıboyasına başladım hemen ama önce hem eskiz çalışması olsun hem de art journal'ımda yerini bulsun diye suluboyasını çalıştım...

Aşağıdaki yağlıboya resim de geçen hafta bitirdiğim kayık resmim. İlki Sera idi bu da tabi ki Sarp :)

7 yorum:

Gülay Ersoy dedi ki...

İkisi de çok güzel olmuş, ellerinize sağlık. Denize dair her şeyin tadı başka :) hele bir Deniz annesi olan ben gibiler için :) Sevgiyle..

Juliette Koc dedi ki...

O iyot kokusu ekmek ve su gibi vazgeçilmez oluyor inan Sevgili Seden. Ankara da uzunca bir süre yaşayan ben İstanbul'a geldiğimden bu yana hiç mi hiç özlemedim diyebilirim o güzel anılarımın geçtiği başkenti:))
Resimler yine her zamanki gibi harika. Ellerine sağlık. Hadi yaz gelsin artık da içimiz iyice ısınsın.. Sevgiler

Esra Akin dedi ki...

Seden hanım mest oldum resmen, harikasınız. Sakıncası yoksa kullandığınız suluboya markasını söyleyebilir misiniz? Hoş keramet marifetli ellerde ama sanatsal malzemeleri pek iyi tanımıyorum, çok çeşitli markalar var ve profosyonel olarak kullanan birinden tavsiye almak istedim. Sevgiler...

Seden Sezer dedi ki...

Esracim pebeo'nun provence 12li suluboyasi, yine pebeonun 12li cep boyu suluboyasi, vangogh un pocket box'ini, petersburg marka 24 lu suluboyasini, faber marka kuru sulu dedigimuz kuru boya seklindeki sulubiya kalemlerini veartline'nin calligraphy kalemlerini birlikte kullaniyorum :)

Esra Akin dedi ki...

Teşekkür ederim, sevgiler...

ezem ruveyda dedi ki...

deniz teması sevilmez mi ne kadar güzel, ayrıntılarla içine çekiyorsunuz insanı bu resimlerin her iki çalışmanız da harika elleriniz dert görmesin...

Cihanin Bahcesi dedi ki...

misler gibi deniz kokusu geldi bloguma:))))))))))))

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...