30 Nisan 2014 Çarşamba

bitti... galiba :)




Kuş yuvası ve kuşları yağlıboya ile boyadım... ama sanki hala bir şeyler istiyormuş gibi!




şimdilik kurumaya bıraktım ama her an yeni bir şeyler ekleyebilirim...



iki haftadır günlerim birbirine girdi. Geçen hafta 23 Nisan bayramı nedeniyle okullar iki gün tatildi. Çarşamba-Perşembe tatil Cuma okul sonra hafta sonu SBS nedeniyle pazartesi-salı tatil bugün okul var yarın tatil... imdaaaaat kafam karıştıııııııı



Bu arada iki gündür bahçemizi imparator kelebekleri basmış durumda :) Nereden geliyor bu kadar kelebek bilemedim ama hoş geliyorlar :) bahçemizi şenlendirdiler... keşke hayatları bu kadar kısa olmasa :(



beni bekleyen 3 yağlıboya tablo var ama ben yeni bir şey denemek için müsaadenizi istiyorum... sevgiyle kalın...

27 Nisan 2014 Pazar

biz 4 kişilik bir aileyiz...





Bu kuş yuvalı dresuarı ilk gördüğüm günden beri çok seviyordum. yaklaşık 3 yıl belki biraz daha fazla oldu. Sonunda yaptırmayı başardım ve aylarca ham haliyle bekledi.

Çünkü bir türlü ne renge boyayacağıma, üzerine ne yapacağıma karar veremiyordum. Tek bildiğim dekupaj uygulamak istemediğimdi. Daha doğal görünümlü bir şey yapmaktı amacım. Önce beyaz dedim ama girişimde beyaz çok çiğ duracaktı. Sonra maviye karar verdim ama bu defa da doğal görüntüsünü kaybedecekti. Ayaklarına boya çatlatma yapmaya karar vermem ise benim için gerçekten gelebileceğim son noktaydı. Ahşap boyamada her tekniğin yeri benim için ayrıdır ama ne yalan söyleyeyim boya çatlatma son sıralarıma yerleşti. Pek doğal gelmiyor nedense. Ama bu dresuarın ayaklarına çok yakıştığını düşünüyorum.




Beyaz zemin boyasını ellerine sağlık sağ olsun Nalan abla yaptı. Ben bir türlü zaman bulup boyayamıyordum. Sonunda sabahları bir saat erken atölyeye gidip devamını boyadım. Çekmeceleri neden yeşil yaptığımı bilmiyorum. Belki de doğada en çok gördüğümüz renk olduğu için. Boyadıktan ve yağlıboya eskittikten sonra çok beğendim.


En üstü ve altını da önce kalas görüntüsü vermek için çizgi çizgi kazıdım. Önce yağlıboya sürdüm sildim hoşuma gitmedi. Sonunda budağın daha doğal görüneceğine karar verdim. Buket ile el birliği yaptık ve budak çalıştık. Ama yağlıboya olarak burnt umber kullanmadım. Onun kızıllığı çok hoşuma gitmedi ve raw umberda karar kıldım.

Sonra kurumaya bıraktım...

Sonra boynum rahatsızlandı...

Dresuar aylarca atölyede öylece yattı :(

Sonunda baktım olmuyor eve getirdim köşesine koydum...

Bu arada bu dresuardan sevgili Yeşim de almıştı. Yeşim öğrencim diyeceğim ama artık arkadaşım demek daha doğru olacak. Dünya tatlısı şen, konuşması çok keyifli bu arkadaşım beyaza boyadı dresuarını ve üstüne o da budak çalıştı. Yetmedi Füsun Ürkün ile el boyaması yaptılar. Alta kuş yuvası, çekmecelere kuşlar.

İşte tam aradığım fikirdi :)

Yine de dresuar evdeki yerinde beklemeye devam etti...

Ta ki düne kadar :)


Bir hırs giriştim akşam. Nasıl da yorgundum elimi kolumu kaldıramıyordum. Ama taktım mı da takıyorum işte :D Akrilik boya ile kuş yuvasını çalıştım. Yaklaşık bir buçuk saat...

Sonra koltukta sızdım :D

Sabah kahvaltıdan sonra da yağlıboya ile son rötuşlarını yaptım... amaaaaaa bitmedi :) Sadece kuş yuvası bitti... Yuvaya da 4 tane yumurta koydum. Biz 4 kişilik bir aileyiz. Kızım, oğlum, eşim ve ben...

Kuş yuvası kuşsuz olmaz tabi ;)

Hepinize enerji dolu bir pazar ve enerji dolu bir hafta diliyorum... Zira benim enerjiye çok ihtiyacım var.

Bir de naçizane bir talebim var... Lütfen gün 24 saatten 48 saate çıksın :) yapmak istediğim binlerce şey var yetişemiyorum ve artık uykuda geçen zamana acıyorum :)

26 Nisan 2014 Cumartesi

iki film bir art journaling birkaç sardunya

 
 
Nasıl yorgunum anlatamam... uyku biraz uykuuu bütün isteğim buydu :) yine de dinlenemiyorum çünkü rahat duramıyorum...
 
3 tane yağlı boya tablom devam ederken araya yine bir art journal çalışması serpiştirdim. Aslında birkaç tane ama birisi bitti. Kuş yuvam ve kuşum aslında bir başka projemin eskiz çalışması. O da sürpriz olsun bari :) Bu arada tamamen akrilik boya ile çalıştım.
 

 

 
 
 
Geçen hafta Beysukent'de bir okulun duvarlarını boyamaya gittik Ece, Buket, Füsun Ürkün ve ben. Muhteşem oldu. Birkaç ufak işi kaldı bitince mutlaka paylaşacağım. Hem çok keyifli bir çalışma yaptım hem de çok ama çok eğlendik. Bununla da ilgili art journal yapacağım :)
 
 
 
 
 
 
Baharın kesin olarak gelmesiyle birlikte çiçeklerimi de açık balkona aldım artık. Sardunya sardunya ve sardunya... Hatta yerim olsa daha da alacağım :) Bahçem yok ama bahçe gibi bir balkon yapmak istiyorum ;)
 
Bu arada bu hafta hem "Uyumsuz" hem de "Amazing Spiderman 2" ye gittik. Uyumsuz açlık oyunları tarzında bir filmdi. Her ne kadar açlık oyunlarına yaklaşamamış olsa da fena değildi. Spiderman ise kesinlikle beklentimi karşıladı. Efektler ve çekimler süperdi...
 
 
İki gün de üst üste derse girince bugün dilim dışarda geldim eve ve kendimi bir atmışım ki koltuğa atış o atış...
 
 
Amaaaa enerjimi toplayıp hemen boyaların başına oturmak istiyorum, uyuyakalmazsam burada :/
 
 
İşte dolu dolu bir hafta daha bir solukta geçti. Hepinize çilek kokusunda bir pazar diliyorum... 

20 Nisan 2014 Pazar

anytime is coffee time ;) art journaling 20.04.2014 haftanın özeti





Koca bir haftayı daha çıtır çıtır yedik. Bazen ne zaman pazartesiydi ne ara pazar oldu anlamıyorum... Hayat kısa, iyi değerlendirmek lazım...

İşte bu nedenle ki istediğim şeyleri yapmaya gayret etmeye başladım. En çok istediğim şey ise resim yapmak...

Bu haftanın art journaling çalışması yukarıda. Mixed media da denilebilir... Daha doğrusu mixed media tekniğinde bir art journaling oldu...

Ev almaya karar verip de araştırmaya başladığımızda ilk özen gösterdiğim konu bana çalışma alanının olması idi... 4 odalı bir ev almamız zordu. O halde ya salonda bu iş için ayıracak mekanım olmalıydı ya da balkonu müsait olmalıydı. Moskova'da oturduğumuz evlerin en büyüğü 80-85 metrekare kadardı. Hep çok zorluk çektim. Benim gibi birden fazla hobisi olanlar beni anlayacaklardır. Son evimizde salonun dörtte biri kadar yarı kuyruklu bir piyano vardı. Ev sahibi biz evi tutacağımız zaman almaya söz verdi ama asla almadı. Tıpkı kilerdeki döküntü eşyaları gibi... O piyanonun altı benim kutu kutu hobi malzemelerim dolu olurdu :)

Evim hiç bir zaman mum gibi düzenli olamadı. Mum gibi ev de çok sevmem aslında. Evde yaşanmışlık biraz hissedilmeli. Ne bileyim sehpanın üzerinde özensizce katlanmış bir gazete, koltuğun kenarında yerde bir sepette örgü malzemeleri ya da çocuğunuz küçükse ortalık yerde hatta üstüne basıp düşme riskinize rağmen odanın kapısının tam girişinde fırlatılmış bir oyuncak olmalı :) Bizim de salonumuzdan benim hobi eşyalarım, eşimin gazete ve evrakları, kızımın üniversiteye hazırlık kitapları ve oğlumun rubik küpleri eksik olmaz...


Oturduğumuz ev kiralıktı ve tam da ev ararken aynı sitede kiralık bir başka ev çıktı. Biz de ev sahibini arayıp satıp satamayacağını sorduk. Çünkü evimi gerçekten çok seviyordum. Geniş girişi, iki balkonu, rahat mutfağı, oda kadar banyosu v.s Ev sahibi satmaya razı olur olmaz aldık ve tadilata başladık ve evin balkonlarından birisi de pencere ile kapatılmıştı. Tabi ki bu çok hoşuma gitti.

Uzun ve sancılı bir tadilat döneminden sonra taşınır taşınmaz ilk işim o balkonu atölye haline getirmek oldu. Ancak yazın batana kadar güneş alan, kışın alüminyum pencereler yüzünden soğuk olan atölyemde baktım ki boyalarım bozulacak, önce boyalarımı içeri aldım. Ardından anneannem vefat edip de iki berjeri bana gelince balkonun atölye halini iptal edip o koltukları balkona koydum.

Ama o zaman bu zamandır salon masasında çalışan ben artık isyan ettim. Sürekli boyaları ve onca malzemeyi aç, işin bitince topla... Çoğu zaman toplamayı da bırakmıştım artık ama bu defa da sürekli darma dağın bir masa... Dün ani bir kararla balkondaki berjerleri salonda bir köşeye taşıdım, arka balkona koyduğum masamı yeniden kurup atölye alanıma yerleştirdim ve salon masasındaki tüm o malzemeyi de alıp atölyeme yeniden yerleştim...

Çok da iyi oldu. Dün gece ve bugün öğleden sonra büyük bir keyifle yeniden rahat rahat çalışmaya başladım :)
***

Bu arada bu hafta bir kitap aldım. Yaşamımdan süzülen Afrika, http://figoltx.blogspot.com.tr/ bloğunun sahibi sevgili arkadaşım Figen'in yeni çıkan kitabı. En kısa zamanda okumaya başlayacağım...

Bir deeee bu fanus var :) Beğendik mağazasında görür görmez bayılmıştım... Fanus şeklinde bir sera... 3 boyu vardı. Bu en küçüğü. Evde koyacak yere ve bütçeme uygun olan... Sevgili eşim aldı mucux... Çok keyifli değil mi? Fanusundan bulabilsem çeşit çeşit yapardım herhalde :D

Bu arada canım oğlum hafta içi okulda elini duvara çarpmış nasıl becermişse :/ Çatlatmış... Doktor boksör çatlağı demiş... Yarım açıda 3 hafta kalacak... Şimdi onu banyo yaptırmaya gidiyorum... Yakında yeniden görüşmek üzere... sevgiler

not: çayı demleyin banyodan sonra ziyarete geliyorum :D
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...