sol anahtarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sol anahtarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Şubat 2014 Perşembe
BUNUNLA BEETHOVEN'IN 5. SENFONİSİNİ ÇALAMAZSINIZ BELKİ AMA...
Son günlerde ahşap boyama yapamadığımı söylemem gerek. Çoğunlukla boya eskiz defterim ve çarpı işlerimle haşır neşirim... Bu kutuyu da aylar önce arkadaşıma hediye olarak yapmıştım.
Ama kutu eline geçmeden yayınlamak istemedim çünkü sürprizi bozmak istemedim :) İstanbul'daki kardeşim Elif'in evinde şimdi :)
Bu kutudan atölyedeki öğrencilerimden birine yapmıştık. Kutuyu görür görmez aklıma Elif gelmişti. Emine hanımdan sonra aynı kutudan Feray hanım da getirince hemen nereden aldıklarını öğrenmek istedim ama Feray sağ olsun hemen alıp bana da getirdi :)
Ama benim bunu boyamam biraz zaman aldı çünkü tam rahatsızlığımın yeni yeni beni perişan etmeye başladığı zamanlardı. Ben de yavaş ama emin adımlarla bitirdim kutuyu.
Geçen hafta da kargoya verdim ama PTT kargo sağ olsun kutuyu ancak bir haftada yerine ulaştırabildi. Zaten gecikmiş olan doğum günü hediyem daha da gecikti. Neyse sonunda eline ulaştı da ben de yayınlayabiliyorum :)
Moskova'ya ilk gittiğimizde nehir kenarında büyük bir salonu olan ama bir oda bir salon küçük bir evde oturuyorduk. Kızım henüz 1 yaşındaydı ve ayrı odası olamayacağı için salonun bir kısmını ona oda olarak düzenlemiştik. Moskova'da kiralar oldukça yüksekti. İlk evimizin kirası 800 dolardı. Ama yeri gerçekten çok güzeldi. Moskova nehrine bakıyordu ve oldukça merkezde olan Paveletska'daydı. Önümüzden geçen caddenin adı Kosmodamianskaya idi. Ben oğluma hamile kaldığımda o evin artık bize yetmeyeceğini anlamıştık.
Ancak oturduğumuz bölgeyi çok seviyorduk. Özellikle de pencereden görünen nehir manzarası, köprüler ve elbette her yere kolay ulaşılabilir olması bizim açımızdan çok güzeldi. Bunun üzerine yine aynı bölgede ev aramaya başladık. Karşı kıyıda Moskovâ'nın meşhur 7 kız kardeş binalarından birisi vardı. Konut olarak kullanılanlardan birisiydi. Kızım Sera oraya Pamukprenses'in evi diyordu. Ev ararken o binada da bir ev çıktı karşımıza.
Daha önce Fransız bir çiftin yaşadığı ev bakımlı ve temizdi. İçeride Çaykovski döneminden kalma birkaç antika mobilya vardı. Vitrin muhteşemdi. Girişteki dresuar harikaydı ama benim aklım yazı masasında kalmıştı. Muhteşem bir parçaydı. Hala gözümün önündedir... Ceviz ağacından oymalı, üst kısmı hani şu bombeli kapaklı olanlardan...
Bir de beni çok etkileyen salondaki piyanoydu. Kuyruklu bir konser piyanosu. Müzik ile ilgim dinleyici olmanın ötesine hiç geçmedi. Yeteneğim de yoktur zaten. Ama bembeyaz deri mobilyalar arasındaki bu bembeyaz kuğu gibi piyano müzikle uğraşmayan birisini bile baştan çıkarır gibiydi.
Ne yazık ki evin kirası bizi aşıyordu ve evin en ilginç ve saçma yönü mutfak ile banyonun iç içe olmasıydı. Ne saçma değil mi? Bir kapıdan giriyorsunuz mutfak. Mutfağın içinde bir kapı daha banyo ve tuvalet :/ Bir de koridordan geçen çöp gideri kapağını görünce bu eski ve bakımsız binada bu fiyata daire tutmak hele 1300 dolara pek de cazip gelmedi. Hemen arkasından bizim eski evin yan apartmanında ev bulunca bu seçeneği eledik. Ama o piyano ve yazı masası hep aklımda kalmıştır...
İşte bu kutuyu boyarken de beyaz olmasını istememin sebebi sanırım buydu... Zımpara ile eskitme yaptım ve kapağındaki resim transfer. Resmin kenarlarında ayrıca stencil var ve kutunun kenarlarındaki notaları elle boyadım. Çok düzgün değiller çünkü biraz karikatüristik olsun istedim. Son olarak sol anahtarı ve nota şeklindeki küçük ahşapları boyayıp yapıştırdım.
Piyano demişken... Moskova'da yaşadığımız son evde salonun dörtte biri büyüklüğünde piyano vardı :) Bu hikayeyi başka bir yazıya saklayım ;)
Etiketler:
ahşap boyama,
beyaz,
decoupage,
dekorasyon,
dekupaj,
hediye,
kutu,
nota,
piyano,
sol anahtarı,
transfer
Kaydol:
Yorumlar (Atom)