28 Mart 2013 Perşembe

Bizim mahalle

24630__232505034_n Epeydir bloga yazmamışım. Şu sıralar sürekli yağlıboya çalışıyorum. Fena halde hırs yaptım bu defa sanırım :) o yüzden de pek bilgisayar başında zaman geçirmiyorum. Ama arada yağlıboya ve tuvalimden kafamı kaldırıp kaçamak yapmıyor da değilim ;) İşte bu mahalle bugünkü kaçamağım :) Bu minik evlerde mum eskitme ve yağlı boya eskitme var. Pencere ve kapılar da el boyaması... Eveeet bu akşamlık da yayınımızın sonuna geliyorum. Zira tuval beni bekler ;)

3 Mart 2013 Pazar

ayçiçeği...

733775_10151410271627933_2088556774_n

Bir hastayım ki sormayın...Cuma günü hafif başlayan grip giderek şiddetlendi. Amaaa bu beni durduramadı :) İşte son yaptığım suluk... Şimdilik atölyede misafir :)i

Galvaniz boyayacaksanız, ya da herhangi bir metal önce kapatıcı sürer üzerini akrilikle boyayabilirsiniz... Bu galvanizde mumla eskitme, yağlıboya eskitme, stencil ve hamur kabartma (3 boyutlu dekupaj) teknikleri var...

Herkese güzel bir pazar diliyorum...
528397_629567750393456_631506057_n

6 Şubat 2013 Çarşamba

Modern Sanatlar Müzesi ve Galerileri

30 Ocak

Erarta oldukça meşhur bir özel galeri. Londra, Zürih ve New York'da da var. Müze çok büyük değil ancak galerilerle birlikte en az 2 saatinizi alıyor. Ben modern sanat sevdiğim için olsa gerek, benim için güzel geçen 2 saat oldu.

Her ne kadar modern sanat sevsemde onun da bende bir ayarı var. Aşırıya kaçılmış modernizim sanırım beni rahatsız ediyor, çünkü bazı odalarda kendimi çok gerilmiş hissettim. Ancak geneli güzeldi. Son dönem çoğunlukla Rus ressamların resim ve heykelleri vardı. Aslında yazılacak pek fazla birşey yok. Daha ziyade izlemek lazım...

Çalışmalardan örnekler flickr sayfamda. Aşağıdaki resme tıklarsanız gezebilirsiniz :)

IMG_8316

4 Şubat 2013 Pazartesi

Kanlı katedral / Spas na krovi / church of the savior blood

IMG_8144

29 Ocak 2013

Asıl adı Hram Voskreseniya Hristovo... Yani yeniden diriliş kilisesi. Ama neden adı bu şekilde yani Kanlı Katedral olarak ün yapmış, birazdan anlayacaksınız...

Moskova'daki St. Basil katedraline benziyor uzaktan. Aynı rengarenk, mistik görüntü, soğan kubbeler...Masaldan fırlamış gibi sanki. Pencerelerine bakınca, her an bir disney prensesi görecekmişsiniz gibi... Ama hikayesi oldukça kanlı....

IMG_8145


IMG_8147

 IMG_8148

 IMG_8149

 IMG_8150

IMG_8151

 IMG_8152


Griboedov kanalı kenarındaki katedral 1883-1907 yılları arasında, mühendis A. Parladnom tarafından Neo-Rus tarzında inşa edilmiş. Dönemin Çar'ı 3. Aleksandr, 1881 yılında bir suikast sonucu ölen babası, 2. Aleksandr için yaptırmış. Gösterişli süslemeleri, dünyaca ünlü mozaikleri ile şehrin bir sembolü haline dönmüş bu yapı. Moskova'da Kızıl Meydan'daki St. Basil Katedraline çok benzediği bir gerçek ancak ondan daha büyük bir katedral. Elbette benim için St.Basil'in yeri hep başka olacak :)

IMG_8152

IMG_8159

 IMG_8160

IMG_8161

IMG_8162

IMG_8164

IMG_8166


Şimdi, bakalım bu cıvıl cıvıl güzellikteki yapı aslında nasıl bir hikayeyi barındırıyor. Dönem Çar 2. Aleksandr'ın dönemi. Hükümdarlığı sırasında pekçok başarıya imza atmış (hatta 1. Petro ve Lenin'le eşdeğer reformlar yaptığı bile söylenebilir) olsa da özellikle son dönemlerde yaptığı hatalar Aleksandr'ı gözden düşürmeye yetmiş. Alınan kararlar sonrası Rusya kötüye giderken, büyük bir bunalım da peşi sıra geldi. Aleksandr'a defalarca suikast girişimi olmuş. Bir defasında tren yoluna bomba konmuş, ancak trenin geç kalması, bir başka trenin erken geçmesi sonucu asıl çarın bulunduğu trene birşey olmamış. Bir defasında da yemek salonuna bomba konmuş ancak çar bir akrabası ile konuşmaya dalınca geç kalmış ve bomba patladığında 20 asker ölmüş, 40'ı da yaralanmış, çara birşey olmamış.

 IMG_8155

Sonuçta 13 Mart 1881'de Griboedov kanalı üzerindeki bir köprüden geçerken bomba patlamış. Patlayan bomba yine Çarı etkilememiş ancak bir asker bombanın etkisiyle yaralanmış. Bunun üzerine Çar tüm uyarılara rağmen askerine bakmak için arabadan inmiş, yanına gitmiş ve 2. bomba da o zaman patlamış. Ayakları kopan çar saraya götürülse de kurtulamamış.

IMG_8211

Bir rivayete göre geleceği gören birisi Çar'a hep bacakları kan içerisinde öleceğini, öldürüleceğini söylemiş ama Aleksandr bunu hep göz ardı edip korkusuzca yapmak istediklerini yapmış. Hep ölüme meydan okumuş. Sonunda aynen söylendiği gibi bacaklarıo kan içinde kalmış. Bacaklarından akan kan Neva nehrinin kanallarından birine karışmış ve oluk oluk akmış. 3. Aleksandr da babasının ölümcül yara aldığı bu köprünün hemen yanına bu katedrali yaptırmış.

İşte görüldüğü üzere pek de görüntüsü ile örtüşmüyor katedralin hazin hikayesi....

Yine de görülmeye değer fevkalade güzel bir yapı...

Bir dahaki yazım tam benlik b,ir yere ait :) Erarta Modern Sanatlar Müzesi...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...