14 Temmuz 2015 Salı

20. defa Anamur'dan sevgilerle... DIY projesi no:01

DSC02479

 20. defa yine ve yeniden Anamur'dan merhaba :) Cumartesi akşamı Anamur'a doğru yola çıkmadan önce kiraz ve dut yiyebilmek için bir adet içtğim alerji hapı nedeniyle Anamur maceram hayli uykulu başladı :) ... Nasıl mı?

Cumartesi akşamı içtim ilacı ve gece 21:30'da otobüs hareket etti. Otobüs hareket eder etmez seçtiğim bir filmi izlemeye başladım. Derken filmin sanırım 15. dakikası falandı uyumuşum... Bir ara kızım mola yerine geldik sanırım inip inmeyeceğimi sordu. Hayal meyal hayır dediğimi hatırlıyorum. İkinci mola yerinde, belki de sahur için durulan tesisti bilemiyorum, tekrar sordu cevap verdim mi onu bile hatırlamıyorum. Son mola yetinde artık lavaboyu kullanmam gerektiğini düşünüp indim. Yoksa o mola yeri sondan bir önceki miydi... Onu bile bilmiyorum. Gözlerimi zar zor açık tutarak geri otobüsteki yerimi aldığımda daha koltuğa yerleşmeden tekrar uyumaya başlamıştım...

Sonunda kızım "geldik" dediğinde zar zor etraftaki eşyalarımı toplmaya başladım. Neyse ki otobüsten indiğimde gözlerimi boğucu sıcağa rağmen açık tutabiliyordum, ta ki eve gelene kadar... Eve gelir gelmez yine yatağa yığılıverdim. Öğleyi geçiyordu acıktığımı hissederek uyandım. Oh be ilacın etkisi sonunda geçmişti. Ama tüm vücudum halsizlikten yıkılıyordu. Zar zor birşeyler yedim. Odaya çıktım, perdeyi araladım bir de ne göreyim gri bulutlar ve rüzgar... Anamur'u Temmuz ayında ilk defa böyle gördüm. Rüzgarın ardından gelen feci yağmur ve fırtına. Palmiyeler bir sağa bir sola yatıyor dallar uçuşuyor bir yandan da deli gibi yağmur yağıyordu. Sanki birileri yukarıdan aşağıya kovalarla su atıyor gibiydi. Bu tam bir deniz kenarı fırtınasıydı. Hani filmlerde gördüğümüz gibi... Yani aşağıdaki gibi...


Eh bu fırtınada açık denize girmek akıllıca olmaz diyip fırtına bitince yeniden vurdum kafayı yattım ta ki Pazartesi sabahına kadar :) Yani Anamur'daki ilk günü afiyetle yedim diyebiliriz :D

Yağmur sonrası bahçemiz de pek güzeldi doğrusu :) Islanmadan ancak bu kadar çekebildim...


DSC02436
DSC02430 DSC02426 DSC02438

Ama Pazartesi'yi dolu dolu yaşadık elbette, Salı hala devam ediyor :) Birazdan denize gideceğim için hemen konuya giriyorum. Kızımla her gün bir kendin yap (DIY) projesi uygulamaya karar verdik. Dün başladığımız projemiz henüz sonuçlanmadığı için bugün yaptığımıza geçiyorum direk ;)

Uzun zamandır yapmak istediğim şeydi. Sürekli kulaklık alıyorum ama sürekli bozuluyorlar. İçlerindeki incecik teller hemen kırılıyor :( Daha kuvvetli hem de daha güzel görünebileceği bir hale sokabiliriz kulaklıklarımızı.... Pinterestte ilk gördüğüm günden beri (sanırım 3 yıl falan oldu) yapmak istiyordum ama bir türlü yapamadım çünkü hep unutuyordum...

Bu işlem için gerekli malzemeler:


14TEMMUZ

Bir adet kulaklık ve renkli iplikler. Ben kanaviçe iplikleri kullandım ancak ince orlon da olur...

DSC02439

İpliklerinizi kulaklığın uzunluğunun 3-3.5 katı boyutunda kesiyorsunuz.


DSC02452

Hepsini bir araya getiriyorsunuz...


DSC02455

Ucundan bağlayıp...


DSC02460

Başlıyorsunuz sarmaya


DSC02463

Seçtiğiniz rengi sararken diğer renkleri kulaklığın teli ile birlikte altına alıyorsunuz.... Açıkçası biraz uzun sürüyor ama çok keyifli oluyor hem de kulaklığınızı sağlama alıyorsunuz :D


DSC02471 DSC02472 DSC02479

Anamur'dan ilk DIY projesi ile keyifli bir akşam diliyorum... Ben denize kaçar ;) Görüşmek üzere...

27 Haziran 2015 Cumartesi

Seden Sezer Art Studio: El boyaması porselen tabaklar

Seden Sezer Art Studio: El boyaması porselen tabaklar: Uzuuuuuun bir aradan sonra tekrar merhaba :) 8 aydır elimizle besleyip büyüttüğümüz atölyemiz sonunda emekleme döneminden çıkıp yürüm...

2 Haziran 2015 Salı

veee... mandala sketch midir, sketch doodle mıdır peki zentangle nedir? art journal mı? yeniden merhaba...




Uzun bir aradan sonra yine günlüğümün başındayım... Malum atölyemiz yani yeni bebeğimizin biraz büyümesi gelişmesi için çoook çalıştık ve çalışıyoruz. Ama tabi ki internet günlüğümü unutmuş değilim. Sadece kısa bir ara vermiştim... Eskisi kadar sık olmasa da elimden geldiğince yazmaya devam etmeyi umuyorum :)

Uzun bir süredir (aslında fakültede temel sanat eğitimi dersi aldığımızdan beri-milyon yıl önce :D) eskiz defteri tutma gibi bir alışkanlığım var. Aslında bu defterlere çok da sadık kalamadım zamanında. Bazen haftada bir bazen ayda bir bazen yılda bir iştahım kabarır çizerdim. O zamanlar "karalama" olarak nitelendirdiğimiz bu çizimler pinterest sayesinde kimlik kazandı sonunda. Yaklaşık 5 yıldır düzenli tuttuğum defterlerim var artık. Bazı özel çizimler dışında pek çoğunu buradan, facebook'dan ve instagram'dan paylaşıyorum zaten. Son zamanlarda internette pek çok kişinin de ilgi duyduğunu hatta ilgiden öte geçip çalışmaya başladığını görmek büyük bir mutluluk. Çünkü bu çizimler bana göre hayatın stresli ve koşturmacalı saatleri arasında, zamanın durmasını sağlayan ve meditasyon imkanı sunan müthiş rahatlatıcı şeyler. 

Şimdi durdum durdum da bunca ay sonra neden birden bu konu ile olaya girdim merak edebilirsiniz...

10 Haziran Çarşamba günü atölyemizde Mandala hobi günü yapıyoruz da ondan. Kapsamlı bir ön çalışma yaparken bir şeyi fark ettim... Sketch-doodle-zentagle-mandala bol sebzeli çorba olmuş görüyorum ki... Peki bunlar ne ve hepsi birbirinin aynısı mı? Tabi ki her birinin anlamı ve özellikleri farklı. Sadece şekilsel değil amaç olarak da aslında benzer ama farklı teknikler.



Mandala Sanskritçe'de daire-çember anlamına geliyor. Hint kökenli dinlerde özellikle Tibet rahiplerinin iç dünyalarına dönmek, meditasyon yapmak, hayatlarını şekillerle ifade etmek için yapılan çoğunlukla daire şeklindeki, bazen kare ya da dikdörtgen de olabilen şekiller. Çizimler değil şekiller diyorum çünkü Tibet'li rahipler bu şekilleri çizmek yerine renkli kumlarla yere de yaparlar. Şekilleri belli bir düzene göre yapılır. Orta nokta doğduğunuz zaman ve mekanı temsil eder. Mandalanız ne kadar gelişir, ne kadar şelikllerin çeşitleri artarsa ruhunuz o kadar zengindir demektir. Yani bir çeşit hayat çemberi de diyebiliriz... Manyetik çekim gücü olduğuna inanılır bu nedenle de arzu ve isteklerinizi evrene sunmanıza yardımcı olur. Daire bütünlüğü simgeler. İç içe dairelerden oluşması insanın içe dönerek meditasyon yapmasını sağlar. Bir çeşit insanın içine bakışıdır aslında. Mandala yaparken eğer gerekli ortam sağlanabilmişse (yani tv sesi çocuk bağrışı, gürültülü bir müzik, sürekli birşeyler isteyen bir eş yok da hafif rahatlatıcı bir müzik, yalnızlık ve sakinlik varsa :)) bilinçaltındaki bilgiler yüzeye çıkar ve tam bir dışa vurum gerçekleşir. Dolayısıyla temiz bir bilince bir süreliğine de olsa ulaşabiliriz. Daire şeklinde olması aynı zamanda evrenin sonsuzluğunu simgeler. Yani zemininizin uygun olduğunu düşünün, istediğiniz kadar genişletebilirsiniz. Dairenin çevresine bir tane daha, bir tane daha, bir tane daha ve sonsuza kadar gidebilir... İçinde geometrik desenlerin olduğu daire şeklindeki bir alana kötülüklerin giremeyeceğine de inanılır.  Gelişen ve farklılaşan mandalaların hayattaki yolumuz olduğuna inanılır. Yani mandalalar sonsuza giden bir yol haritasıdır... Derin bir konsantrasyon ile yapılırsa zihni dinginleştirir ve iç huzuru arttırır. 





Şimdi mandalayı bu kadar uzun uzun anlatınca diğerleri pek bir zavallı kalacak yanında ama sonuçta mandalaların mistik ve felsefik bir yönü var sonuçta :)

Aslında sketch'in karşılığı eskiz. Yani adı üstünde ön çalışma. Yapacağınız bir iş için önden yaptığınız taslak. Ancak şimdi sketch adıyla yeni bir sanat oluşmuş durumda. Sketchbook yani eskiz defterlerine günlük ya da belli aralıklarla yapılan çizimler birikiyor ve o hem günlüğünüz hem de resim defteriniz oluyor. Sketchlerinizin yanına, hatta üstüne o gün başınızdan geçenleri yazabilirsiniz bile. Bu çizimlerde tamamen özgürsünüz. İster çiçek böcek, ister hayvan, ister sadece geometrik şekiller yapın hiç fark etmez. Önemli olan sizin çizmiş olmanız ve o anda ne çizmek istiyorsanız onu çizmiş olmanız... Bir tavsiye, bu çizimlerde bir fotoğraftan ya da mevcut bir obje ya da objelerden yararlanabilirsiniz. İsterseniz gördüğünüzü birebir çizin isterseniz kendinize göre sadeleştirin, deforme edin, nasıl istiyorsanız değiştirin. Çünkü o sizi yansıtmalı... Deftere de yapmak şart değil. Kıyafete, tabağa, nereye isterseniz :)

















Doodle ise aslında hepimizin çok iyi bildiği birşey. Karalama... Hani okul sırasında dersten sıkıldıkça defterlerin kenarına çizdiğimiz saçma sapan şeyler, ya da telefonla konuşurken karaladığımız şekiller, ya da banka sırası beklerken banka sıra fişinin kenarına çizdiğimiz minik çiçekler, ne olursa yeter ki karalamış olun. İster içine yazılar ekleyin. İster birbiri ile uyumsuz şekiller olsun... O anki ruh durumunuzu, tam da o anki ruh durumunuzu yansıtan işte o karalamar doodle oluyor :)



Zentangle ise mandalaya temelde biraz daha benziyor. Önemli olan sizi rahatlatacak, birbirini tekrar ettiğiniz şekiller olsun, Geometrik ya da nesnel... Mandaladan farkı daire şeklinde olmak zorunda değil, karmakarışık bir şekil olabilir.Sürekli aynı şekil kendini tekrar edebilir. Yine ruhumuzu rahatlatır ama mandala kadar derin yaşamsal bir anlamı yoktur. Hayatınızı sorguladığınız değil o anki ruh halinizi rahatlattığınız şekillerdir. Soyut bir resimdir. Çoğunlukla geometrik şekillerin tekrarından oluşur. Nesnel bir obje bile olsa geometriksel hale döndürülmüş ve basitleştirilmiştir. Perspektif görünüm önemlidir. Çizgi ve yuvarlaklarla oluşturulan 3 boyut gibidir.



Şimdi işi biraz daha profesyonelleştirelim... Art Journal yani sanat günlüğü... Aslında yukarıdaki tüm yazdıklarımızı bir deftere toplar onun da her sayfasına tarih atar, biraz süsler, iki kelime o tarihle ilgili bir şeyler yazarsanız onun adı da sanat günlüğü olur. Yani yaptığınız sanatla günlüğünüzün bir birleşimi. Özellikle geziye giden sanatçılar gördükleri yerleri resmeder ve hemen yanına birkaç kelime yazar. Bu defter dolduğu zaman da yeni bir deftere geçer. İşte sanat günlüğü. Pek çok defa yapmaya yeltendiğim ama hep yarım kalan şey :) Çünkü 2 çocuk bir eşle müzeler ve tarihi yerler arasında koştururken 10dk durun şu katedralin resmini çizmem lazım diyemiyorsunuz :) Ya da bir sokak çalgıcısının ya da bir parktaki sarı bir çiçeğin :) Art journal yapmak için kesinlikle yalnız ya da sizin gibi birileri ile seyahat ediyor olmanız lazım...








İşte böyle... Uzun süredir yazmayınca çenem çok düştü galiba... Bu seferlik böyle olsun ;) Kısa bir süre sonra (umarım) görüşmek üzere. Tüm şekiller ve renkler size ilham olsun :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...