9 Şubat 2014 Pazar

Miskin bir pazar :)



Sabah yedide uyanıp kızımı dershaneye yolladıktan sonra dayanamayıp yeniden uyumuştum ki saat 10da kalkıp oğlumu futbol antremanına yolladım. Ondan sonra da gittim tazecik ekmek ve gazetemizi alıp döndüm. Klasik bir pazar başlangıcı yani :) Ankara'da kara bulutlar ve hafiften atıştıran yağmur var. Oysa sabah bahar gibiydi... Düşündük de (eşimle) tam miskinlik havası :D Dün ikimiz de ev işinden iyi yorulmuşuz. O yüzden bugünü kahve-çarpı işi-boyama-bloglar ve battaniyeme zaman ayırarak geçirmeye karar verdim...



Hafta içi aldığım Crosss stitcher Şubat ayı sayısından sevimli minik bir kit çıkmıştı. Hemen o gün işleyip bitirmiştim. Basit ve keyifli bir anahtarlık oldu. Şimdi de aylar önce başlayıp, hatta monte edeceğim kutusunu bile boyayıp sıkılınca bir kenara attığım çelenk şeklindeki çiçekleri işlemeyi bitirmeye kararlıyım... Bugün biter mi bilmiyorum ama en geç yarın bitirmeyi planlıyorum. Bir iş çok
 uzayınca sıkıyor...



Fizik tedavim çarşamba günü bitti ama ağrılardan tamamen kurtulduğumu söyleyemem :( doktor da öyle bir konuştu ki ona kalsam hiç hareket etmeden tüm gün geçirmem lazım. Tabi bu benim için imkansız. Verdiği hareketlere de hala başlamadım. Biliyorum suçluyum :/

Herkese mutlu, huzurlu, keyifli bir pazar ve hafta diliyorum... Bu sıralar bloğum ve blog arkadaşlarımın blogları ile oldukça haşır neşirim. Bu durum çok hoşuma gidiyor... Kahvem hazır, blog gezmeye devam... bana müsaade ;)

4 Şubat 2014 Salı

güzel bir günün ardından... değişik bir kolye modeli

Bugün fakülteden sınıf arkadaşlarımla keyifli bir kahvaltı buluşması yaptık. Ben yani biz :) Gazi Üniversitesi Mesleki Yaygın Eğitim Fakültesi Resim öğretmenliği mezunuyuz. Onlar şimdi çeşitli yerlerde öğretmenlik yapıyorlar (Şimdi düşündüm de öğretmenliğe devam etseydim şu anda 19 yıllık öğretmen olacaktım). Birisi İstanbul'dan (Oya) birisi de Trabzon'dan (Gülnihal) geldiler... Belgin, Gamze, Bahtunur ve ben de Ankara'dan katılanlardık :) Bol bol eski günlerden bahsettik. Şöyle yapardık, buraya giderdik... Bence hiçbirimiz değişmemişiz :D Keşke daha sık görüşebilsek... Tabi onların Şubat tatili olduğu için tatildeler ve zaman kısıtlaması olmadan rahat rahat oturduk. Ama tabi benim zaman kısıtlamam vardı çünkü fizik tedaviye gitmem gerekiyordu... Neyse yarın son gün. Artık bitiyor...

Eskiden yani lise ve fakülte yıllarımda bileklik örmeye bayılırdım. Şimdi onlara bir de ad vermişler: arkadaşlık bilekliği... :) Muline iplikleri dolayarak saçıma upuzun kuyruk örerdim. Aynı teknikle rengarenk bileklikler de yaptım. Şimdi de kolye... Aşağıdaki kolye 2 parçadan oluşuyor. Birbirine uyumlu iki kolye gibi düşünün... İster birini ister diğerini ister ikisii birden takabilirsiniz...



Renkler canlı ve hoş oldu bence. Bunun örneklerini çoğaltmayı planlıyorum. Bu arada emeksensin dükkanımı yeniden aktif hale getirdim. Çünkü sürekli yapıyorum, kendimi durduramıyorum ama hepsini kullanabilmem mümkün değil :)




kolye no:1 ucundaki kahverengi boncuk gibi görünen renklendirilmiş lüle taşı uç...

kolye no:2

3 Şubat 2014 Pazartesi

hoş tesadüf...




Moskova'ya ilk gittiğimde yani 1998 yılında vernisaj adında bir bit pazarı keşfetmiştim. Doğrusu daha önceden orada yaşayan arkadaşlar göstermişti. Vernisaj dediğim yer oldukça büyük bir alana yayılıyor. Girişte bulunan alanda hediyelik eşya satılıyor. Her tür hediyelikleri oradan aldım yıllarca. O zamanlar basit stantlarda satış yaparlardı. Şimdi restore edildi çok şık, eski Rusya tarzı harika bir yer oldu. Özellikle hafta sonları teyzeler geleneksel kıyafetlerde Rus folklorik şarkıları söylerler. Çok keyiflidir.





Arka tarafa doğru yürüyünce merdivenleri görürsünüz, yukarı doğru uzanır. Çıkınca başka bir dünyaya adım atarsınız. Artık bit pazarındasınızdır. Antikalar, gümüşler, resimler, heykeller, kapı kolundan eski paralara aklınıza gelebilecek her tür eski eşya ordadır. Çok pahalıları da vardır çok ucuzları da... Tabi ben 98'de gittiğimde çok ucuzdu. Şimdi mi? Eh artık pek de ucuz sayılmaz. Özellikle antika değeri olanlar daha doğrusu antika olduğu kanıtlananların yanına bile yaklaşılacak gibi değil.





Ucuz olduğu dönemlerde ben de birkaç şeyden nasiplenmiştim. Keşke daha fazla şey alsaymışım o zamanlar :)

Bu biblo da o dönemlerde edindiğim bir güzellik. Dans eden bir kız ve oğlan çocuğu. Rus geleneksel kıyafetleri içinde Rus dansı yapıyorlar. Görür görmez vurulmuştum çünkü o dönemler kızım da bu dansları öğreniyor böyle dans ediyordu. Zaten ikinci el bu tür şeylere bayılırım. Dokunduğumda düşündüğüm ilk şey şu olur: "Buna kim bilir kimler dokundu... Sahiplerinin kim bilir ne anıları vardır üzerinde..."





Kimisi bunu uğursuz bulur. Kişiye göre değişir tabi ama benim hoşuma gidiyor. Yani o eşyalarda yaşanmışlık vardır. Anılar ve hatta bir parça edebiyat... Tabi hayal edebilirseniz :) Genellikle de bir hikaye kurarım hayalimde... İkinci el kitapları sevmemin de sebebi aynen budur...





Geçenlerde sevgili Ahu (lavanta bahçesi) nun bloğunda son işlediği panoyu görünce gözlerime inanamadım. Benim bibloma ne kadar benziyordu... Elbette bire bir aynı değil. Benim biblomdaki çocuklar dans ediyor, işlemedekiler buz pateni yapıyor. Ama bakar mısınız oğlan çocuğunun kızı tutuşu, ayaklarını atış şekilleri... Meğer işleme de Rus temalıymış :) E kim tutar beni? Biblomla yan yana nasıl durur anında hayal ettim ve işlemeye başladım, hemencik de bitirdim. Çerçevesi de Madam Coco'dan bir zamanlar almıştım. Yoksa English Home muydu..! Çerçeve deliliğimden bahsetmemiştim tabi nerde beğendiğim bir çerçeve görsem direk alıyorum :) Elimde değil :D





Bu arada biblom orijinal damgalı. 1955 yılında yapılmış. Yıllar sonra Dom Farfor (Porselen evi) adındaki çok ünlü bir Rus mağazasında aynı damga ve tarihte benim bibloma benzer biblolar gördüm. Benimkine en çok benzeyen bankta oturan bir kız ve köpeği aşağı yukarı aynı büyüklükteydi ve fiyatı 800 dolar civarındaydı. Ben biblomu 500 rubleye yani 35 lira gibi bir fiyata almıştım :)





Evde bunun gibi biblolarım, resimlerim, gümüş bardak zarflarım var. Getirirken epey korktum. Çünkü gümrükte sorun olabilirdi ama dikkat etmediler iyi ki :) Bir de film afişim var ki... Onu çooook seviyorum :) O da başka yazıya artık ;)


eskilerde neler bulduummmm :)

Dün akşam eski fotoğraflara baktım. Yüzlerce fotoğraf çekmişiz... Bak bak bitmedi. Eski fotoğraflara bakıp hüzünlenenleri anlamazdım... Dün gece çok iyi anladım :)

Moskova'ya ilk gittiğimiz yılların da fotoğrafları çıktı tabi ortaya. Ve sonrasının...Ne çok şey yapmışım orada. Şimdi bakınca dolu dolu geçen 12 yılmış meğer...

Bir kısmını facebook'a ekledim. Eski arkadaşların kare kare pozları. Umarım iyi gelmiştir onlara da. Bu arada fotoğrafların arasından oradayken yaptığım bazı işlerin de fotoğrafları çıktı :) Hiçbiri bende değil şimdi. Bazılarını hediye ettim. Bazıları kermeslerde satıldı.
Bir zamanlar çok fazla balmumu batik yapardım. Kaç arkadaşıma yapmıştım hatırlamıyorum ama güneş temalı, kenarlarda burç sembolleri olan masa örtüm pek meşhur olmuştu bir aralar... işte bazı örnekler...

bu sevgili kardeşim Elif'in evinde şimdi :)

Bir de ahşap boyamaya nasıl başladığımı hatırladım :) Aşağıdaki fotoğraflarda bulunanlar yakma aleti ve akrilik boya ile yapılmıştı :)

İşte böyle... Güzel zamanlardı ve özledim ben galiba o zamanları. İlk defa gittiğim gizemli bir şehri keşfetmenin heyecanı... Kim bilir? Belki bürgün... umarım...


Neyse... hüzünleri bir kenara atalım :) Maille gelen bir siparişim vardı. Bugün evde oturup hiç çıkmayınca ben de onu yaptım. Yeni bir gül deseni denedim. Biraz daha Laura Ashley tarzı ama renkleri değiştirdim. Umarım beğenir ;)




Herkese keyifli güzel bir hafta diliyorum... Yarın blog ziyaretlerime devam edeceğim. Çayınızı demleyin geliyorum :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...