14 Mart 2012 Çarşamba
8 Mart 2012 Perşembe
8 Mart hakkında... kısacık bir yazı...
Eveeeeet bir 8 Mart'ı daha geride bırakıyoruz.... Her zaman yaptığım gibi size Rusya'dayken yazdığım 8 Mart yazısını paylaşmayacağım. Artık okuya okuya bıkmışsınızdır ondan :)
Ama bu sene daha bir coşkuyla kutluyorum günümüzü ama çiçekle, yemekle ya da hediyeyle değil, şu anki durumuma şükrederek kutluyorum :)
Artık ben de bir emekçiyim. Bunun mutluluğunu yaşıyorum ve şimdilerde hayata çok ama çok farklı bir pencereden bakıyorum. Kadınların her zaman çok güçlü olduğuna inandım. Ama bu gücün yanında çok yumaşık bir kalbimiz var.... İşte bu kalp nedeniyle anne rolü bize uygun görülmüş. Biz verdik mi tam veririz, sevdik mi tam severiz, özledik mi tam özleriz, üzüldük mü kahroluruz... Ama sonuçta ne olursa olsun dimdik ayakta kalırız. Her duyguyu, herşeyi yüreklenir, taşır, içimizde saklarız da asla yıkılmayız. Cesuruzdur, hemen ortaya koyarız hislerimizi. Söylemekten çekinmeyiz. Bununla da gurur duyarız... Bu nedenledir ki çalışsın ya da çalışmasın, tüm kadınlar emekçidir. Hatta anneler emekçilerin başında gelir.
İşte bütün bunlardan da yola çıkarak atölyemizin pozitif enerji deposu, güler yüzlü güzel Ayşen'imiz herbirimize yukarıdaki yaka iğnelerinden yapmış. Bu nasıl ince ve güzel bir düşüncedir böyle!
Hepimizin gününü kutluyorum...
Kuşlara devam
Bu obje Ece'nin yeniçizimi. Açıkçası benim de en sevdiğim kuş figürü oldu. Çünkü üzerinde oynamak, birşeyler yaratmak, tasarlamak kolay bir kuş. Üç kanat takıp bitirmiyorsunuz işi yani :) Bence çok da tutulacak bu kuş :)
Bu arada atölyede adım kuşum Seden oldu hihihi. Üst üste kuş boyayınca haliyle :) İşte bu kuşa da ilk başladığımda projesi tamamen farklıydı ama bitirene kadar şekilden şekile girdi ki bence son şekil de güzel oldu hani :) Ece ve Buket'in atölyeye gelip kuşu gördüklerindeki tepkilerini de asla unutmayacağım bu arada :)))
Şimdi bundan boyamaya devam :)))) Ne olmuştum ben bir dakika bakim.... Şapkalı kedi, kuşum Seden, Tarçın :))))hergün yeni bir isim yapışıyor üstüme hehehe
4 Mart 2012 Pazar
Neler oluyor hayatta... :)
Ece Aymer Craft House'da bir aydan fazla zamanı geride bıraktım bile. Ama biliyor musunuz, sanki ben hep oradaydım, Ece, Buket, Nalan abla, Asuman, Ayşen abla, Füsun abla, Sema ve diğer bütün güzel insanlar hep hayatımdaydı... Elbette bu çalıştığım yeri çok ama çok daha keyifli bir hale getiriyor.
Bu Cuma Düzce'den gelip hayatımıza bir güneş ışığı gibi giren sevgili öğrencimiz Serap hanımı uğurladık, uğurlarken de pek üzüldük. Hele ben öyle alışmıştım ki Serap hanıma, çok özleyeceğim doğrusu. Bu hızlandırılmış kurs sayesinde gelip bizimle kısa zamanda pekçok güzel esere imza atıp sonra gidiveren öğrencilerimiz hem çok güzel oluyor hem de arkalarında sessiz bir atölye bırakıyor. Ama bu sayedepekçok güzel şehrimizde pekçok güzel arkadaşımız oluyor. Serap hanım bizden kurtuluşunuz yok, en yakın zamanda ziyaretinizdeyiz ;)
Bu arada ben de atölyede ders sırasında öğrencilerimizle güzel eserler çıkarmalarına yardım ettiğim zamanlar dışında her fırsatı değerlendirip boyama yapmaya çalışıyorum. Atölyede olmak çok ama çok keyifli. Hem öğrencilerle birlikte çalışmak hem sürekli boyama yapmak, işte hayat bu :)))
Matruşkaların zeminini epey bir zaman önce yapmıştım, desenleri de bir kumaştan fotokopi yapıp hamur kabartma tekniği ile yapıştırdım. Matruşka benim vazgeçilmezim :)
Diğer matruşkalar ise bir zamanlar Moskova'dan alıp geldiğim matruşka seti. Uzun süredir evde bir dolabın içinde duruyorlardı. Malum benim evde bir sürü matruşka vardı, bunlar bir türlü dolaptan çıkma fırsatını bulamamıştı. Şimdi Ece Aymer Craft House'un mağazasındaki yerini aldı :)
Kapı gazeteliğine gelince... çalışmaktan çok zevk aldığım bir proje oldu. Tasarımını sevgili Ece yaptı ben de uyguladım. Bence çok şık oldu,ne dersiniz?
not: yukarıdaki fotoğrafım vitrinimizdeki meşhur kırmızı koltuğumuzla :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)














